Karşılıksız Sevgiye Ne Ad Verilir? İç Dünyada Yankılanan Bir Soru
Sevgili Ozgunkozmetik takipçileri, bugünkü yazımızda “Karşılıksız sevgiye ne ad verilir” konusuna odaklanıyoruz.
Günün birinde metroda camdan dışarı bakarken yakaladığım bir düşünce vardı: İnsan neden karşılık beklemeden sever? O an kulağımda müzik çalıyordu, etraf kalabalıktı, herkes bir yerlere yetişiyordu ama zihnim bambaşka bir yerdeydi. Belki de en çok böyle anlarda geliyor insanın aklına şu soru: Karşılıksız sevgiye ne ad verilir?
Bu sorunun tek bir cevabı yok gibi. Çünkü karşılıksız sevgi dediğimiz şey, sadece bir kelimeye sığacak kadar basit değil. İçinde biraz özlem, biraz kabullenme, biraz da insanın kendisiyle yaptığı sessiz bir pazarlık var. Bazen farkında bile olmadan büyütüyoruz bu duyguyu.
Karşılıksız sevgi ne demek, gerçekten neyi anlatır?
Sabah işe giderken vapurda düşünüyordum; birini seviyorsun ama o kişi bunu bilmiyor ya da biliyor ama aynı şekilde hissetmiyor. İşte o an başlıyor iç konuşma. “Ben neden böyle hissediyorum?” diye soruyorsun kendine. Cevap gelmiyor bazen. Belki de gelmemesi gerekiyor.
Psikolojide bu duyguya genellikle “tek taraflı aşk” ya da “platonik sevgi” deniyor. Ama günlük hayatta bu kelimeler fazla teknik kalıyor. İstanbul’da yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim: Karşılıksız sevgi çoğu zaman bir isimden çok bir haldir. İnsan yürürken bile taşıdığı bir ağırlık gibi.
Mesela geçenlerde Kadıköy’de bir kafede otururken yan masadaki bir çiftin konuşmalarını istemsizce duydum. Biri sürekli gülüyordu, diğeri biraz daha mesafeliydi. O an düşündüm: Acaba bu mesafeyi hisseden taraf, içinde nasıl bir hikâye taşıyor? Belki de biz dışarıdan gördüğümüz hiçbir duygunun tamamını anlayamıyoruz.
Platonik sevgi ve romantik karşılıksızlık
Karşılıksız sevgiye ne ad verilir? sorusuna en sık verilen cevaplardan biri “platonik aşk”tır. Platonik kelimesi kulağa romantik gelir ama aslında çoğu zaman tamamlanmamış bir hikâyeyi anlatır.
Platonik sevgi sadece romantik ilişkilerde değil, arkadaşlıklarda, hatta bazen aile içinde bile ortaya çıkabilir. Birine çok değer verirsin ama o aynı yoğunlukta karşılık vermez. Ya da verir ama senin beklediğin şekilde değildir.
Bunu en çok gençlik dönemimde hissetmiştim. Üniversitede bir arkadaşım vardı, onunla saatlerce konuşurduk. Ben o dostluğu çok farklı bir yere koyarken, onun için sadece “iyi bir arkadaşlık” olduğunu fark ettiğimde içimde garip bir boşluk oluşmuştu. O boşluk zamanla geçti ama bıraktığı iz kalıcıydı.
Platonik sevginin sessiz dili
Platonik sevgi bağırmaz. Kendini göstermez. Daha çok içe döner. İnsan dışarıya “iyiyim” derken içinde başka bir hikâye taşır. Belki de bu yüzden en zor anlaşılan duygulardan biridir.
Bazen düşünüyorum; acaba hepimiz hayatımızın bir döneminde birine platonik olarak bağlanıyor muyuz? Yoksa bazı insanlar bunu hiç yaşamadan mı büyüyor? Cevap net değil ama İstanbul gibi bir şehirde yaşayan biri için bu ihtimal oldukça düşük görünüyor.
Karşılıksız sevginin psikolojik tarafı
İşten çıkıp eve dönerken otobüste düşündüğüm şeylerden biri de şu oluyor: İnsan neden karşılık görmediği bir duyguyu bırakmakta bu kadar zorlanır?
Psikologlar bu durumu bağlanma biçimleriyle açıklıyor. Özellikle kaygılı bağlanan insanlar, karşılık görmese bile duyguyu bırakmakta zorlanabiliyor. Ama mesele sadece bilim değil. İşin içinde insan kalbi var ve o kalp bazen mantıkla aynı dili konuşmuyor.
Birini sevmek, çoğu zaman onu idealize etmekle başlıyor. Gerçekte kim olduğunu değil, zihnimizde oluşturduğumuz halini seviyoruz. Bu da karşılıksız sevginin en büyük tuzaklarından biri.
Günlük hayatta karşılıksız sevgi nasıl hissedilir?
İstanbul’da yaşamak bu duyguyu daha görünür hale getiriyor. Kalabalıklar içinde bile yalnız hissedebiliyorsun. Birini uzaktan izlerken, onun dünyasına dahil olamadığını fark etmek… İşte o an karşılıksız sevgi kendini sessizce hissettiriyor.
Bazen bir mesaj bekliyorsun, gelmiyor. Bazen bir bakışın devamını bekliyorsun, gelmiyor. Ve insan en çok o “gelmeyen” şeylerde kayboluyor.
Geçen ay Beşiktaş’ta yürürken kulaklıkla müzik dinliyordum. Bir an durup etrafı izledim. Herkes bir yere yetişiyor ama kimse kimseyi gerçekten görmüyor gibiydi. O an içimden şu geçti: Belki de karşılıksız sevgi, modern şehirlerin görünmez yan ürünü.
Karşılıksız sevgiye ne ad verilir? sorusunun duygusal karşılığı
Bu soruya sadece teknik cevaplar vermek eksik kalıyor. Evet, platonik aşk deniyor. Evet, tek taraflı sevgi deniyor. Ama duygusal olarak baktığımızda çok daha geniş bir alan var.
Karşılıksız sevgi bazen bir insanı değil, bir ihtimali sevmektir. “Olabilirdi” dediğimiz şeylere tutunmaktır. Olmamış bir hikâyeyi içimizde yaşatmaya devam etmektir.
Ve belki de en zor tarafı şu: İnsan, aslında var olmayan bir şeyi kaybettiğini düşünür. Bu da yas sürecini bile karmaşık hale getirir.
İç sesle konuşmak
Kendi kendime sık sık şunu soruyorum: “Bu duyguyu bırakmak mı daha zor, yoksa hiç yaşamamış olmak mı?” Net bir cevap yok. Çünkü bazı duygular yaşandığı için ağır, yaşanmadığı için eksik.
Geçmişten bugüne karşılıksız sevgi anlayışı
Eskiden mektuplarla yaşanan aşklar vardı. Beklemek daha uzun, duygular daha sabırlıydı. Şimdi her şey daha hızlı ama duygular daha sabırsız hale geldi. Bir mesajın görülüp görülmemesi bile büyük anlamlar taşıyor.
Geçmişte karşılıksız sevgi daha çok içe kapanık yaşanırken, bugün sosyal medya üzerinden sürekli tetiklenen bir duygu haline geldi. Bir fotoğraf, bir hikâye, bir an… Hepsi zihinde yeni senaryolar oluşturabiliyor.
Belki de bu yüzden karşılıksız sevgiye ne ad verilir? sorusu bugün daha çok soruluyor. Çünkü duygular daha görünür ama daha karmaşık.
Gelecekte karşılıksız sevgi değişir mi?
Teknoloji ilerledikçe insanlar daha çok bağlanacak gibi görünüyor ama bu bağların ne kadar derin olacağı belirsiz. Belki de gelecekte karşılıksız sevgi daha da yaygın olacak. Çünkü seçenekler arttıkça, duygusal karşılık alma ihtimali de daha belirsiz hale geliyor.
Bir yandan da insanın değişmeyen tarafı var: hissetmek. Hangi çağda olursak olalım, birini sevmek ve karşılık beklemek ya da beklememek hep olacak gibi.
Karşılıksız sevgiyle baş etmek
Bu duyguyu tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Ama onunla yaşamayı öğrenmek mümkün. Belki de en önemli şey, bu duyguyu bir eksiklik olarak değil, bir deneyim olarak görmek.
Bazen yürüyüşe çıkmak, bazen bir şarkıyı tekrar tekrar dinlemek, bazen sadece sessiz kalmak işe yarıyor. İnsan kendi iç sesini duydukça biraz daha netleşiyor.
İstanbul’un kalabalığında yürürken şunu fark ediyorum: Herkesin içinde görünmeyen hikâyeler var. Ve bazı hikâyeler karşılıksız kalıyor. Ama yine de yaşanmış oluyor.
Son düşünce yerine bir iç ses
Belki de en doğru cevap şu: Karşılıksız sevgiye ne ad verilir? sorusu, aslında bir isim arayışı değil. Bir duyguyu anlamlandırma çabası. Ve bazı duyguların adı olsa bile ağırlığı değişmiyor.
Bazen sadece kabul etmek gerekiyor: Evet, hissettim. Evet, karşılık bulmadı. Ama yine de benimdi.