Kayseri’nin Soğuğunda Başlayan Bir Gün ve İçimdeki Sessiz Soru
Kayseri’de kışlar sert olur. Rüzgâr, yüzüne çarptığında sadece üşütmez; bazen insanın içindeki bazı düşünceleri de keskinleştirir, daha görünür hale getirir. O sabah üniversiteye giderken cebimde defterim vardı. Hep taşırım. İçine bazen ders notları, bazen de kimseye söyleyemediklerimi yazarım.
O gün kimya dersimiz vardı. Laboratuvar önlüğüm sırtımda, ellerim cebimde yürürken aklımda tek bir şey dönüyordu: “Karboksilik asitler dimerleşir mi?”
Bunu ilk kez duymam değildi ama ilk kez bu kadar takılmıştım. Sanki sadece bir kimya sorusu değilmiş gibi… İçimde başka bir yere dokunuyordu.
Derste Havada Asılı Kalan Bir Soru
Sınıfa girdiğimde herkes yerindeydi. Hocanın sesi tahtaya tebeşir sürtünürken duyuluyordu. Konu karboksilik asitlerdi. Fonksiyonel gruplar, hidrojen bağları, moleküller arası etkileşimler…
Ama ben bir cümleye takıldım.
“Hidrojen bağları sayesinde karboksilik asitler dimerleşebilir…”
Kalemim durdu.
Dimerleşebilir.
O kelime sınıfta sıradan bir bilgi gibi havada asılı kaldı ama benim içimde bir yere çarptı. Çünkü o an, sadece kimyayı dinlemiyordum. Sanki kendi hayatımı da dinliyordum.
Hocanın sesi devam ediyordu ama ben içimden tekrar ettim:
“Karboksilik asitler dimerleşir mi?”
Evet, dimerleşirlerdi. Özellikle uçucu olmayan ortamlarda, hatta gaz fazında bile iki karboksilik asit molekülü hidrojen bağlarıyla birbirine tutunur, çiftli bir yapı oluşturur. Birbirlerini bırakmazlar. İki molekül, sanki tek bir bütün gibi davranır.
Bunu öğrenince garip bir şekilde içim sıkıştı. Çünkü bazı şeylerin kimyada bu kadar net, hayatta ise bu kadar dağınık olması bana ağır geldi.
Bir Molekülün Yalnızlığı
Ders bitince laboratuvara geçtik. Beyaz önlüklerin içinde herkes bir şeylerle uğraşıyordu. Ben ise glacial asetik asidin şişesine bakıyordum.
Şeffaf, hafif keskin kokulu bir sıvı… Ama içinde bir hikâye saklıydı.
Hocamız “bunu IR spektrumunda göreceğiz” dediğinde herkes not aldı. Ben ise o an sadece şunu düşündüm: Bu moleküller neden birbirine tutunmak ister?
Karboksilik asitler dimerleşir mi?
Evet. Çünkü hidrojen bağları onlara bir tür güvenli alan sağlar. İki molekül birbirine bağlanır, daha stabil bir yapı oluşturur. Enerji düşer, sistem rahatlar.
Ama ben o açıklamayı dinlerken kendimi düşündüm. İnsanlar da böyle değil mi?
Birine tutununca daha stabil hissediyoruz. Ama bu tutunma bazen bilimsel bir zorunluluk değil, duygusal bir ihtiyaç oluyor.
O gün laboratuvarda ilk kez kimya ile kendi içimdeki boşluğu aynı cümlede düşündüm.
Dimerleşmenin Sessiz Anlamı
Moleküller birbirine hidrojen bağlarıyla bağlanırken, aralarında görünmez bir köprü oluşuyor. Ne tamamen güçlü bir kovalent bağ, ne de tamamen zayıf bir temas… Arada bir yerde.
Ben de hayatımda böyle arada kalmış bağlar düşündüm. Ne tam kopmuş, ne tam tutulmuş.
Defterime yazdım:
“Bazı bağlar vardır, iki insanı bir arada tutar ama görünmezdir. Tıpkı karboksilik asitlerin dimerleşmesi gibi.”
O an fark ettim ki, bu soru sadece ders sorusu olmaktan çıkmıştı benim için.
Kayseri Gecesi ve İçimdeki Eksiklik
O akşam eve dönerken hava daha da soğumuştu. Kayseri’nin sokak lambaları sarı bir ışıkla titriyordu. Ellerim cebimde yürürken aklım hâlâ laboratuvardaydı.
Evde odama geçtiğimde defterimi açtım. Yazmaya başladım.
“Bugün öğrendim ki karboksilik asitler dimerleşir. İki molekül birbirine tutunur, daha stabil olur. Ama insan neden tutunur?”
Kalem durdu.
Çünkü o an aklıma biri geldi.
Uzun zamandır konuşmadığım biri. Bir zamanlar bana “seninle konuşmak bana iyi geliyor” diyen ama sonra yavaş yavaş sessizleşen biri. Biz de sanki iki karboksilik asit gibiydik. Birbirimize yaklaşmıştık, bağ kurmuştuk ama sonra çözünmüş gibiydik.
Ben kopmayı hiç sevemedim. Ama bazı bağlar kimyada bile geri dönüşlüydü.
Dimerleşme vardı, ama ayrışma da vardı.
Ve bu bana garip bir şekilde acı verdi.
Bilim ile Kalp Arasında Sıkışmak
Ertesi gün tekrar laboratuvara gittim. Bu kez IR spektrum cihazı çalışıyordu. Hocamız piklerin nasıl değiştiğini anlatıyordu.
Karboksilik asitlerde geniş bir O-H bandı vardı. Hidrojen bağları yüzünden bu bant genişlerdi. Çünkü moleküller birbirine tutunurdu. Birbirlerinin titreşimini bile değiştirirlerdi.
O an düşündüm:
Birini hayatına alırsan, onun titreşimi de sana karışır mı?
Belki de evet.
Belki de bu yüzden insanlar birbirine bağlanınca tamamen aynı kalamıyordu.
Ve belki de bu yüzden ayrılıklar bu kadar sessiz ama yıkıcıydı.
Karboksilik asitler dimerleşir mi?
Evet.
Ama bu bağlar sonsuza kadar sürmezdi.
Koşullar değişirse, sistem değişirse, dimerler ayrışabilirdi.
Tıpkı insanlar gibi.
Bir Molekül Gibi Hissetmek
Bir akşam yine defterimi açtım. Bu kez daha dürüst yazdım.
“Bugün kendimi bir karboksilik asit gibi hissediyorum. Yalnızken kararsızım. Ama birine bağlanınca daha stabil oluyorum. Yine de bu bağın geçici olabileceğini bilmek içimi acıtıyor.”
Bu cümleyi yazınca durdum.
Çünkü fark ettim ki ben aslında bilimle duygularımı aynı yerde tutuyordum. Ve bu beni hem rahatlatıyor hem de yoruyordu.
Kayseri’nin gece sessizliği odama doluyordu. Dışarıda rüzgâr vardı. İçimde ise sürekli dönen bir soru:
Neden bazı bağlar bu kadar güçlü ama aynı zamanda bu kadar kırılgan?
Dimerleşmenin Öğrettiği Şey
Kimya kitapları basit anlatır: Karboksilik asitler dimerleşir. Hidrojen bağları oluşur. Daha düşük enerji, daha stabil yapı.
Ama hayat basit anlatmaz.
Ben şunu öğrendim:
Bazen iki şey bir araya gelir ve daha güçlü olur. Ama bu güç, sonsuzluk anlamına gelmez.
Bazen sadece bir anlık denge sağlar.
Tıpkı benim gibi.
Birine bağlanınca dengelenen ama sonra tekrar dağılan düşünceler gibi.
Son Sahne: Ayrışma ve Kabullenme
Final haftası yaklaştığında laboratuvar son kez toplandı. Masalar temizlendi, cihazlar kapatıldı. O şişe glacial asetik asit bile yerine kaldırıldı.
Ben o şişeye son kez baktım.
İçimden sessizce şunu söyledim:
“Demek ki her dimer kalıcı değil.”
O an içimde garip bir huzur vardı. Çünkü artık biliyordum: bağ kurmak bir hata değildi. Sadece bir durumdu.
Karboksilik asitler dimerleşir mi?
Evet.
Ama en önemlisi şu:
Her dimerleşme, bir seçim değil; koşulların bir sonucuydu.
Ve koşullar değiştiğinde, sistem de değişirdi.
Ben de değişiyordum.
Kayseri’de Bir Genç ve Kimyanın Sessiz Dili
Eve dönerken gökyüzü açıktı. Kayseri’nin soğuğu yine yüzüme çarpıyordu ama bu kez içimde farklı bir his vardı.
Daha önce hayal kırıklığı vardı.
Şimdi ise kabullenme.
Defterime son bir cümle yazdım:
“Bazı bağlar kalıcı olmak zorunda değil. Önemli olan, o bağın bize ne öğrettiği.”
Ve ilk kez, kimya bana sadece molekülleri değil, kendimi de anlatmıştı.