Kadın Gibi Giyinen Erkek Ne Denir? Bir Kimlik ve Toplum Üzerine Düşünceler
Bir akşam, iş yerinden çıkarken, evime doğru yürürken gözlerim bir an için parlak bir podyum ışığına çarptı. Karşımdan, güzelce giyinmiş, şık bir adam geçiyordu. Yalnızca “şık” demek belki de yanlış olurdu; çünkü onun giyimi, toplumun daha çok kadınlara özgü kabul ettiği tarzlardan biriydi. Fakat, bu durumda insan, onu tanımlarken hangi kelimeleri kullanmalı? Kadın gibi giyinen bir erkek ne denir? Ya da daha da önemlisi, bu giyimin, kişinin kimliği ve toplumsal normlarla ilişkisi ne kadar kesişiyor? İşte bu sorular, yıllardır tartışılan bir konuyu, cinsiyet, kimlik ve toplumsal normlar etrafında bir araya getiriyor.
Cinsiyet ve Kimlik: Giyimin Toplumsal Kodları
İlk bakışta, kadının giydiği kıyafetler ile erkeğin giydiği kıyafetler arasındaki farklar, pek çok toplumda uzun zamandır oldukça belirgindir. Örneğin, geleneksel olarak, etek, elbise, topuklu ayakkabılar gibi giysiler kadına ait sayılabilirken, pantolon ve takım elbise genellikle erkeğe özgü görülmüştür. Ancak, bu tür giyim normları aslında zaman içinde toplumların belirlediği toplumsal cinsiyet rollerine dayalıdır ve bu roller, bireylerin kendilerini nasıl tanımlayacaklarını etkiler. Bugün, özellikle modern toplumlarda bu çizgiler giderek daha da belirsizleşiyor.
Bir erkeğin kadınsı giyimi, toplumsal açıdan “garip” ya da “farklı” olarak kabul edilebilir, ancak bir yandan da bu, toplumsal normlara karşı bir tepki ya da yeni bir kimlik ifadesi olabilir. Örneğin, son yıllarda moda dünyasında, erkekler için tasarlanmış etekler ya da uniseks kıyafetler giderek popülerleşti. Bu tür yenilikler, daha önce yalnızca kadınlar için kabul edilen moda akımlarının, erkekler için de geçerli hale gelmesinin bir göstergesidir. Fakat, bu durum toplum tarafından hâlâ çok fazla kabul görmeyebilir.
Kadın Gibi Giyinen Erkek Ne Denir? Geleneksel Tanımlar ve Toplumsal Kabul
Toplum, her zaman bir bireyi cinsiyetine göre kategorize etmeye meyillidir. Bir erkeğin kadın gibi giyinmesi durumunda, genellikle kullanılan terimler ve etiketler değişkenlik gösterebilir. “Transeksüel”, “transvestit” ya da “drag queen” gibi terimler bazen yanlış anlaşılabilir ve her birinin anlamı farklıdır.
– Transvestit: Geleneksel olarak, bir kişinin cinsiyetinden farklı olarak, karşı cinsin giysilerini giyme arzusunu tanımlar. Ancak bu, kişinin cinsiyet kimliğini değiştirmek istediği anlamına gelmez, sadece cinsiyet rollerine karşı bir oyun olabilir.
– Drag Queen: Genellikle sahne sanatlarında yer alan, erkeklerin kadın giyim ve makyajıyla kendilerini ifade ettikleri performans sanatçılarına verilen isimdir. Drag performansı, genellikle eğlenceli bir kimlik oynama ve toplumsal normları sorgulama amacı güder.
– Transseksüel: Cinsiyet kimliği, doğuştan sahip olduğu biyolojik cinsiyetle uyumsuz olan bireyler için kullanılan bir terimdir. Burada, bir kişi cinsiyet değiştirmek istemekte ve bu kimliğini dışa vurmak için kadınsı giyinmeyi tercih edebilir.
Yine de, bu terimler her zaman tam olarak doğru olmayabilir. Bir erkeğin kadınsı giyinmesi, onun kimlik duygusunu ve toplumsal cinsiyet anlayışını yansıtan bir durumdur, ancak bu kişinin cinsel kimliği ya da yönelimi hakkında kesin bir çıkarım yapmamıza olanak sağlamaz.
Toplumun Etkisi ve Stereotipler: Giyimin Dönüştürdüğü Kimlikler
Kadın gibi giyinen erkeklerin toplumda karşılaştığı olumsuz tepkiler genellikle, toplumsal normların güçlü etkisinden kaynaklanır. Bireylerin, kimliklerini ve cinsiyetlerini toplumsal onayla tanımlamaları, geleneksel anlayışların değiştirilmesiyle zorlaşabilir. Özellikle, “erkek” ve “kadın” olarak tanımlanan geleneksel rollere karşı bir duruş sergileyen bireyler, bazen olumsuz yorumlarla ya da dışlanmayla karşılaşabilir.
Daha önce belirttiğimiz gibi, kadınsı giyinmenin erkeklerde kabulü, sadece bireysel bir tercihten çok, toplumun değer yargılarıyla da ilgilidir. Fakat bu normlar giderek daha esnek hale geliyor. 2020’ler itibarıyla, moda dünyasında “genderless” (cinsiyetsiz) veya “unisex” tasarımlar artmaya başladı. Bu tür değişimler, geleneksel toplumsal cinsiyet normlarının yıkılması ve kişisel ifadeye daha fazla alan açılması anlamına geliyor.
Kadın Gibi Giyinen Erkeklerin Toplumsal Yansıması: Feminist Perspektif
Feminist teoriler, toplumsal cinsiyet rollerinin toplum tarafından nasıl üretildiği üzerine derinlemesine analizler sunar. Feminist hareket, kadının toplumdaki yerine dair yapılan tüm kodlamaların ve normların sorgulanmasını ister. Erkeklerin kadınsı giyinmesinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadın kimliğine dair yeniden düşünmeyi teşvik eden bir hareket olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Feminist teori, sadece kadınların değil, erkeklerin de toplumsal cinsiyet rollerinden özgürleşebileceğini öne sürer. Bir erkeğin, toplumun kendisine biçtiği “erkek” kimliğinden sıyrılarak, kadınsı giyinmesi, bu teorinin uygulamaya koyulmuş bir örneğidir. Burada önemli olan, giyimin ötesinde, toplumsal rollerin daha esnek bir biçimde ele alınmasıdır.
Sonuç: Bireysel Kimlik ve Toplumsal Cinsiyet
Kadın gibi giyinen bir erkeğin, toplum tarafından ne olarak tanımlandığı, sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet ve kimlik anlayışlarının ne kadar esnek olabileceğiyle de ilgilidir. Bu tür bir giyim, bazen sadece bireysel bir ifade biçimi, bazen de toplumsal cinsiyet normlarına karşı bir protesto olabilir. Ancak, bu tür kimlikler toplumda hala çeşitli zorluklarla karşılaşmakta, toplumsal kabul ve hoşgörü gereksinimi her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır.
Bu yazıda, kadın gibi giyinen erkeklerin kimliklerini, toplumun onları nasıl tanımladığı ve bu kimliklerin toplumsal olarak nasıl algılandığını incelemeye çalıştık. Peki, bu algılar gerçekten değişebilir mi? Modern toplumlarda, toplumsal cinsiyet normlarının giderek daha fazla esnekleştiği bir dönemde, bu değişimi hızlandırmak için neler yapılabilir? Sadece giyimde değil, kimliklerde de gerçek bir özgürleşme yaşanabilir mi?