Bilmediğini Bilmeyene Ne Denir? Geleceğin Bilgi Paradoksuna Dair Vizyoner Bir Yolculuk Bazen bir sohbetin ortasında, bir kişinin aslında bilmediğini bile fark etmediğini fark ederiz. Bu durum sadece eğitimin ya da zekânın değil, insanlığın bilgiyle kurduğu ilişkinin en ilginç paradokslarından biridir. “Bilmediğini bilmeyene ne denir?” sorusu, kulağa felsefi bir bilmece gibi gelse de aslında geleceğin dünyasında en çok üzerinde durmamız gereken sorulardan biri. Hadi gelin, bu konuyu birlikte düşünelim ve geleceğe dair beyin fırtınası yapalım. Cehalet Döngüsü: Bilgisizliğin Farkında Olmamak Bilmediğini bilmemek, tarih boyunca filozofların, düşünürlerin ve bilim insanlarının üzerinde en çok durduğu meselelerden biri olmuştur. Sokrates’in “Tek bildiğim şey, hiçbir…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Melek Çiçeği Nedir? Ekonomik Kararların ve Kıt Kaynakların Sessiz Metaforu Bir ekonomist olarak her gün şunu hatırlatırım: Kaynaklar sınırlıdır, ama insanın arzuları sonsuzdur. Ekonomi, tam da bu gerilim hattında anlam kazanır. İşte bu yüzden doğadaki bazı unsurlar bile bize ekonomik dersler verir. “Melek çiçeği” bunlardan biridir. Yüzeyde bir bitki olarak görülse de, özünde ekonomiyle, tercihlerin bedelleriyle ve toplumsal refahın kırılgan dengesiyle doğrudan bağlantılı bir semboldür. Melek Çiçeği Nedir? Doğanın Zarafeti, Ekonominin Uyarısı Melek çiçeği (Brugmansia), görkemli görünüşüyle bilinen, ancak zehirli yapısıyla dikkat çeken bir bitkidir. Adı “melek” olsa da, yanlış kullanıldığında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu ikili doğa —güzellik ve tehlike—…
Yorum BırakHeykeltraş Sanat mı, Zanaat mı? Geçmişten Günümüze Bir Bakış Bir Tarihçinin Gözünden: Geçmişe Bir Adım Atmak Sanat ile zanaat arasındaki sınırları tartışmak, tarih boyunca birçok kez gündeme gelmiş ve her defasında farklı bakış açılarıyla yeniden şekillenmiştir. Bir tarihçi olarak, bu soruyu ele alırken sadece kavramların günümüzdeki anlamlarını değil, aynı zamanda tarihsel evrimini de göz önünde bulundurmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü heykeltraşlık, sanatın ve zanaatın kesişim noktasında yer alan, hem bir beceri hem de derin bir düşünsel ifade biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişte, heykeltıraşlık genellikle dini, kültürel ve toplumsal güçleri yüceltme amacı güdüyordu. Antik Yunan’dan Roma İmparatorluğu’na, Rönesans’tan günümüze kadar heykel, toplumu…
Yorum BırakHemdem Ne Demek? Osmanlıca’nın Gücünü Keşfetmek Dil, bir milletin ruhunu yansıtan, onun tarihini, kültürünü ve içsel dünyasını anlatan bir aynadır. Bir kelimenin ardında yatan anlamlar, bizlere o dilin ne kadar derin, ne kadar zengin olduğunu gösterir. Osmanlıca ise, hem bir dilin hem de bir imparatorluğun evriminin izlerini taşıyan, pek çok farklı kültürden izler barındıran bir miras. Bu yazıda, Osmanlıca’da önemli bir kelime olan “hemdem”i ele alacak ve kelimenin edebi, kültürel ve tarihi bağlamda taşıdığı anlamları inceleyeceğiz. Hemdem, sıradan bir kelime gibi görünebilir, ancak ardında yatan anlamlar bir araya geldiğinde, bize insan ilişkilerinden toplumsal yapıya kadar derin izler sunmaktadır. Hemdem’in Derin…
Yorum BırakOsmanlı’da Kapı Kethüdası: Tarihi Bir Görevin Toplumsal Cinsiyet ve Adalet Perspektifinden Yansıması Giriş: Tarihi Roller, Günümüz Değerleriyle Buluştuğunda Toplumsal yapılar, tarih boyunca rollerin, görevlerin ve unvanların şekillendirdiği karmaşık örgülerle örülmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nda bu rollerden biri de “kapı kethüdası”dır. Bugün kulağa uzak gibi gelen bu kavram, aslında devletin işleyişinde önemli bir köprü işlevi görmüştür. Ancak mesele yalnızca bir görevin tanımını yapmak değil; o görevi toplumsal cinsiyet rolleri, çeşitlilik ve sosyal adalet ekseninde yeniden düşünmektir. Çünkü tarihin bize bıraktığı miras, sadece olaylar zinciri değil, aynı zamanda bugünün eşitlik ve kapsayıcılık mücadelesine de ışık tutabilecek derslerdir. Kapı Kethüdası Kimdir? Görevin Temel Tanımı Osmanlı’da…
Yorum BırakKelimelerin Kırılganlığı: Güvensizlik Sorunu Üzerine Edebi Bir Düşünce Kelimeler bazen bir köprü, bazen bir uçurumdur. Bir cümle, iki insan arasındaki en sağlam bağı kurabildiği gibi, en derin kırılmayı da yaratabilir. Edebiyat, bu kırılmaların haritasıdır; insanın kendi iç dünyasına ve başkalarına karşı duyduğu güvensizlik halinin kelimelere dökülmüş biçimidir. Güvensizlik sorunu, yalnızca bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda insanlığın ortak hikâyesinin gölgesinde büyüyen bir temadır. Bir edebiyatçı için bu tema, her karakterin kalbinde gizlenen bir sır, her hikâyenin sessiz alt metnidir. Güvensizlik: Edebiyatta Görünmeyen Bir Karakter Romanlarda ve hikâyelerde “güvensizlik” çoğu zaman görünmeyen ama her şeyi yönlendiren bir karakterdir. Dostoyevski’nin Karamazov…
Yorum BırakKırşehir Deprem Bölgesi mi? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Değerlendirme Deprem, sadece yer kabuğundaki bir kırılma değildir; toplumun yapısındaki kırılmaları da görünür kılar. Kırşehir gibi Anadolu’nun kalbinde yer alan bir şehir için “deprem bölgesi mi?” sorusu, yalnızca jeolojik bir merak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorgulamadır. Bu yazıda, Kırşehir’in deprem riski bilimsel veriler ışığında ele alınırken, aynı zamanda bu riskin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve adalet açısından ne anlama geldiğine birlikte bakalım. Kırşehir’in Jeolojik Gerçeği: Bilimin Söyledikleri Kırşehir, Türkiye’nin orta kesiminde, Orta Anadolu Fay Zonu’nun etki alanında yer alır. Kandilli Rasathanesi ve AFAD verilerine göre, şehir birinci derece deprem…
Yorum BırakDünyanın En Değerli Metali Nedir? Kültürlerin Aynasında Parlayan Bir Antropolojik Yolculuk Giriş: Bir Antropoloğun Gözünden Değerin Işıltısı Bir antropolog olarak, beni en çok büyüleyen şeylerden biri, insanların “değer” kavramını nasıl inşa ettiğidir. Altın, platin ya da rodyum gibi metallerin piyasa değeri elbette ölçülebilir; ancak bir toplumun gözünde “en değerli metal” çoğu zaman yalnızca maddi değil, sembolik bir anlam da taşır. Her kültür, kendi tarihsel deneyimleri, ritüelleri ve inanç sistemleri içinde farklı metallere kutsiyet atfetmiştir. O halde, “Dünyanın en değerli metali nedir?” sorusu aslında sadece ekonomik değil; aynı zamanda kültürel, ritüel ve kimliksel bir sorudur. Altının Parıltısı: Gücün, Sonsuzluğun ve Kutsallığın…
Yorum BırakDolmalık Fıstık Kilosu Ne Kadar? – Geçmişten Günümüze Bir Fiyat Yolculuğu Mutfağın gizemli dünyasında, dolmalık fıstık (genellikle çam fıstığı) hem tat hem de sembol değer taşır. “Dolmalık fıstık kilosu ne kadar?” sorusu, yalnızca güncel fiyatı öğrenmek isteyenlerin değil, ekonomik dönüşümler, arz-talep dinamikleri ve kültürel değer algıları üzerine düşünmek isteyenlerin de kapısını çalar. Bu yazıda önce tarihsel kökenlerine, ardından günümüzdeki akademik tartışmalara bakacak, ardından piyasadan örneklerle güncel durumu göstereceğim. Geçmişten Bugüne Fıstığın Ekonomi Tarihi Çam fıstığı, Anadolu’nun, Akdeniz’in ve Orta Doğu’nun eski çağlardan beri önemli bir gıda maddesidir. Osmanlı saray mutfağında “mutfak incisi” olarak değer görmüş, pilavlardan tatlılara kadar birçok tarifte…
Yorum BırakChrome güncelleme ücretli mi? Tarihsel arka plan, güncel tartışmalar ve doğru bilgi Chrome güncelleme ücretli mi? Kısa cevap: Hayır. Google Chrome, ücretsiz indirilen ve güncellemeleri otomatik dağıtılan bir tarayıcıdır. Chrome masaüstünde, mobilde ve ChromeOS’ta yeni sürümleri kullanıcıya arka planda iletir; çoğu durumda siz fark etmeden güncellenir. Bu mekanizma, güvenlik yamalarının hızlıca yayılmasını hedefler ve herhangi bir ücret talep etmez. Google’ın resmi yardım sayfaları, Chrome’un “yeni sürüm olduğunda otomatik olarak güncellenebildiğini” açıkça belirtir. :contentReference[oaicite:0]{index=0} Chrome’un tarihçesi ve güncelleme modelinin kökeni Chrome’un ilk halka açık beta sürümü 2008’de yayımlandı, aynı yıl içinde 1.0 kararlı sürüm geldi. Zaman içinde Windows, macOS, Linux, Android…
Yorum Bırak